Haber

S-400’leri Türkiye neden aldı, neden satıyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırılacağını açıklaması sonrası S-400 hava savunma sisteminin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi bekleniyor.

ABD, Türkiye’nin 2017 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından tam adı “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası” olan CAATSA, Trump’ın ilk döneminde Kongre’den geçmişti.

Türkiye de şimdi bu yaptırımların kaldırılması sürecinin tamamlanması için, deyim yerindeyse, bu sistemlerden kurtulmaya çalışıyor.

Hükümete yakın gazetecilerden Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi, Türkiye’nin S-400’leri bir Körfez ülkesine sattığını ve satışın bugün duyurulacağını yazdı.

Bu sistemlerin satışı için aslında Rusya’nın da onayı gerekiyor. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov da bugün konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Bunun “çok hassas” bir mesele olduğunu söyleyen Peskov, “Bu konuda Türk tarafıyla temaslarımız oldu ve temaslarımızı sürdüreceğiz” dedi. 


ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ağırlandığı sırada CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağı mesajını verdiFotoğraf: Alex Brandon/AP Photo/picture alliance

Peki Türkiye’nin F-35 programından çıkartılmasına, CAATSA yaptırımlarına neden olan S-400 füzeleri nasıl alınmıştı? Erdoğan ve Türk yetkililer o dönemde satışı nasıl savundu? Türkiye’nin yıllar kaybetmesine neden olan S-400’lerin hikayesi ne?

S-400 süreci nasıl gelişti?

Temel olarak ülkelerin hava savunma sistemleri; savunma ve saldırı kapasitesi olarak iki ana kolon üzerinde gelişiyor ve bu iki unsur birbirini tamamlayan bir sistem olarak görülüyor.

Türkiye uzun yıllar boyunca hava gücünü daha çok saldırı kapasitesi üzerine kurmuştu. Bunun en önemli nedeni ise NATO üyeliği ve Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin hava savunmasının büyük ölçüde ittifakın güvenlik şemsiyesi içinde düşünülmesiydi.

Ancak Soğuk Savaş’ın bitmesi pek çok denge gibi tehdit algılamalarını da değiştirdi ve Ankara’yı daha bağımsız, aynı zamanda savunmaya da ağırlıklı bir sistem kurmaya yöneltti.

Bu nedenle Türkiye sadece saldırı kapasitesini değil havadan savunmasını güçlendirmek için 2000’li yılların başından itibaren çeşitli ülkelerdeki savunma sistemlerine dair arayışa girdi.

Bölgede çıkan sıcak çatışmalar, Suriye iç savaşı gibi gelişmeler de hava savunma sistemi ihtiyacını artırdı.

NATO 2013’te Suriye krizi için Türkiye’ye geçici olarak Patriot ve SAMP-T sistemleri konuşlandırdı, ancak bunlar kalıcı çözüm olmadı ve bu sistemler sonra geri çekildi.

Türkiye’nin bölgedeki operasyonları nedeniyle İttifak ülkeleri yeni sistem konuşlandırmaya sıcak bakmaz ve mevcut sistemleri de geri çekerken, 2013 yılında hava savunma sistemi için ilk ihale açıldı.

İhale şartları, ortak üretim ve teknoloji transferiydi, bu da uzun vadede Türkiye’nin kendi sistemlerini kendisinin üretmesini sağlayacak bir formül olarak öne çıktı. 2013 yılı sonunda ilk ihaleyi Çinli bir firma FD-2000 sistemleri ile kazandı. Ancak şirketin ABD yaptırım listesinde olması ve NATO’dan gelen itirazlar sonucunda geri adım atıldı, Kasım 2015’te Türkiye ihale sonucunun iptal edildiğini duyurdu.

Aynı ihaleye giren ABD yapımı Patriot sistemleri ise hem pahalı olması hem de üretici şirketin teknoloji transferine yanaşmaması nedeniyle elenmişti. Bu arada Türkiye ihalede ikinci sıradaki İtalyan-Fransız ortak yapımı SAMP-T için de görüşmelere başladı.

Rus uçağının düşürülmesi her şeyi nasıl değiştirdi?

Bu arada tüm bu süreci etkileyen çok önemli bir gelişme oldu.

24 Kasım 2015’te Türk jetleri bir Rus savaş uçağını Türk hava sahasını ihlâl ettiği gerekçesiyle düşürdü ve bu gelişme iki ülke arasında büyük bir krize yol açtı.

Rusya ile Türkiye arasındaki gerilim hem Suriye sahasına hem ikili ticari ve diplomatik ilişkilere büyük etkisi olacak şekilde tırmandı.

Karşılıklı açıklamalar ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hemen hemen her gün yaptığı sert çıkışların ardından aracılar yoluyla sorunlar çözümlendi ve Ağustos 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Putin St. Petersburg’da bir araya geldi.


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ağustos 2016’da görüşmesi sonrasında ikili ilişkilerde iyileşme ivme kazandıFotoğraf: picture-alliance/dpa/S. Guneev

Bu görüşmenin ve ikili ilişkilerin düzelmesinin ardından Türkiye, Eylül 2017’de Rusya Federasyonu ile “acil ihtiyaç” kapsamında iki filo (4 batarya) S-400 Hava Savunma Füzesi Sistemi tedariki ile ilgili olarak 2,5 milyar dolar değerinde bir anlaşma imzaladı.

Bu anlaşma ile Türkiye, Rusya’dan S-400 tedariki gerçekleştiren ilk NATO ülkesi oldu ve başta ABD olmak üzere müttefiklerin sert tepkisini çekti. Türk yetkililer sıklıkla Patriot füzelerinin şartlarını karşılamadığını, teknoloji transferi nedeniyle S-400’lerin tercih edildiğini söylerken, bunun S-400’lerle sağlanıp sağlanmadığı açıklığa kavuşmadı.

Bu şartlardan biri de teknoloji transferiydi ancak Rusya ile imzalanan anlaşmada bunun sağlanıp sağlanmadığı açıklığa kavuşmadı.

Milli Savunma Bakanlığı, 12 Temmuz 2019’da S-400’lerin ilk parçalarının Türkiye’ye ulaştığını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 14 Temmuz 2019’da medya temsilcileri ile Vahdettin Köşkü’nde yaptığı buluşmada bu konudaki en kapsamlı açıklamalarını yaptı ve şunları kaydetti:

“İkide bir bazı yaptırımlardan bahsediliyor. Sayın Trump’tan aldığım izlenimlerden de hareketle söylüyorum. CAATSA, bunu ikide bir söylüyorlar. CAATSA’nın kapsamı içinde Türkiye yok, böyle bir şey söz konusu değil. Daha da ileri gidecek olursak, bunun içinde F35 ile ilgili de herhangi bir şey söz konusu değil. Onun için bu oyunlara gelmeden, biz devletler arası ciddiyetten hareketle adımımızı attık, atıyoruz ve buralarda ben herhangi bir sıkıntı doğacağına inanmıyorum.”

ABD’nin tepkisi ne oldu, hangi kararlar alındı?

Ancak Erdoğan’ın Trump’tan aldığı izlenim doğru çıkmadı ve S-400’lerin satın alınması ve ardından teslimi sürecinde ABD’nin tepkisi sert oldu.

Washington, S-400 hava savunma sistemlerinin hiçbir şekilde NATO’nun mevcut savunma ve radar sistemlerine entegre edilemeyeceğine dikkat çekti ve bunu satın alınması öncesinde de pek çok kere Türk yetkililere aktardı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu o dönemde yaptığı bir açıklamada “Türkiye gerekli gördüğü savunma sistemini alabilir, kimsenin iznine ihtiyacı yok” diye konuştu.

Sistemin tesliminin ardından ise ABD Temmuz 2019’da Türkiye’yi proje ortağı olduğu F-35 yeni nesil savaş uçaklarının üretim sürecinden çıkardığını duyurdu. Türkiye’ye teslim edilmek üzere olunan 6 adet F-35 uçağı da ABD’de kaldı.

Gerekçe olarak Türkiye’nin elinde bulunan S-400 sisteminin F-35’ler ile aynı ortamda kullanılması durumunda F-35’lere ait hassas bilgilerin Rusya tarafından çalınabilme ihtimali gösterildi.

Washington ayrıca ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye’ye yaptırım uygulama kararı da aldı. Karar ABD Kongresi’nde Aralık 2020’de kabul edilerek, Nisan 2021’de uygulamaya girdi.

Bu süreçte Türkiye’ye gelen S-400’lerin ilk bataryaları ABD’nin tepkisi nedeniyle hiçbir zaman aktif hale getirilmedi ve hangarda tutuldu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu